Ben ve Mânâ
“Allah insanı iddiasından vurur” der İsmet Özel.
İddialarıma ithafen.
Kendi dalını budamaya vazifeli bir çiftçiydim ben.
Yere düşen her bir parça
Bir zelzelenin gölgesini andırırdı.
Baharda usul usul açan bir tomurcuktum ben
Renginin ve kokusunun sahibine boyun eğmiş…
Bir çiğ damlası süzülürdü yanağımdan
Sanki,
Alelade akan bir gözyaşıydı göğüs hizasından…
Ruhsuz celladın elinde
Keskin bir kılıçtım ben.
Betonlarda olur olmaz yeşeren otlar misali idi heveslerim,
İdam ederdim onları da
incitmeden…
Soğuk çadırlara mahkum muhacirdim ben,
Acınası insan hakları altında ezilen…
İçi mahkumiyet,
Dışı mahrumiyet idi reva görülen…
……….
Sürgün mü bu hicret mi bilemedim.
İçimde adı henüz konulmamış fırtınalar varken.
Gerçeği yaşamaktan mahrum varlığım
Rüyaların eteklerine sarılır,
Bir uykunun gediğine dayanırım da
Bir an’a saklarım kambur düşlerimi.
Ne hakikat yakar canımı
Ne de hiçlik
Bir an
Bir ömre bedel.
Kimseler bilmez,
bilemez,
Ne haset bakışlar
Ne hor dokunuşlar
Ne de dost görünen düşman çehrelere maruz kalırım.
