Bir Taş Kadar Aşk
Taşlar birbirine bakar, susar da çatlar.
Yanmadan bir hayli geçen nehirler
Eritir, eritir de bir hayli ağlar,
Ruh konar içine,
erise de taşlar bir mezara
Ruh taş kalacaktır her daim, bir hayli çağlar.
Biz kimiz ki topraktaki yerimizi seçeriz,
Bedenimizden ayrı ruhlara?
Bir dağ gibi olur topraklarımız,
Ya bu gaflet denizinde aşk tabutundaysak?
Yâr kim olur içimizde yahut biz, biz değilsek iki toprak yanyana?
Bitki yeşermez olmuş üzerimizdeki toprakta
Balıklar yüzemez olmuş içimizdeki okyanusta
Yâr ben kimin, kimin deniziyim içinde
Ben olmadığım gemilerinin üzerinde?
Suskun kalmış bir salıncak, kopacaktır illa çınardan.
Yangını sönmemiş bir yurdun tepesinde
Arayacak iki sevdayı salına salına.
Bacası sönmemiş evlerin pencerelerinde
Hüzünle ağlar iki hayalin süzülmüş damlalarında.
Bir çınar gibi olur yalnızlığımız yalnızlığı bilmeden,
Salıncağı sallanmaz, atsan atılmaz
Yaradan böyle yaratmış.
Bir çığ olur da endişemiz ya bu gözler kayarsa?
Var olmaz içimizdeki şenliğimiz,
Âh, ben bir çınar mıyım salıncağın için?
Korkum olur bu vaziyet,
Bu orman olur da kuş sesleri çıkarmazsa?
İki bülbül bir taş üzerinde aşk için salınmazsa?
İşte o zaman yalnızlık nedir bilirim.
