Dera
Ümit edebiliyorken henüz
Güneşin doğudan doğacağını
Sıcak esen rüzgârın
Hürriyeti gökyüzünde ki kuşlardan alıp
Göğsümüze ilmek ilmek işlemesini
Genç ve atılgan binlerce ruh ile
Bir cuma sonrası duyulan ayak sesleri
Bilinir miydi ki binlerce hasretin gölgesidir?
İlk isyan bayrağını kim açtı
İlk kurşunu kim attı Dera?
Zincirleri kırmak için kaldırılan yumruklar
Sınırlara yığılırken çadırlara mahkûm
Veya enkaz altında kalırken çaresizce
Kucağında bebeğiyle beklerken bir tel örgü önünde
Hatırladı mı, yâd etti mi seni?
Yıkılmış evler, duvarlar, camiler,
Yıkılmış asırlık tarihler…
Mülteci hırkası giydirilmiş binlerce yürek
Ve ülkesiz, aşksız kalmış ağzı süt kokan bebekler
Baştan aşağı harabe bir ülke kaldı ellerimizde
Dönüp baksak yıllar sonra sokaklara
Aynı memleketten mi bahsetmiş olacağız şimdi?
Işıkları sönerken sokakların bir bir
Ağır bir ölüm kokusu sararken gökyüzünü
Celladını koynunda taşıyan bir halka öfkelenemem Dera
Çalınıp rafa kaldırılan bahar sende aranıyordu
Kadere mimlenmiş darbeler ruhuna işlenmişti oysa
Bir rüya âlemi, tatlı bir hülya ile birleşiyordu
Olmasa da olurdu belki kimilerine göre
Olmadıkça ölündü
İsterim ki tüm mazlum diyarlara yazdırayım kütüğümü
Memleketim ilan edeyim
Dökülen gözyaşının dökülen kana yetişemediği toprakları
Bencil bir çağda acının şartı aitlik duygusudur
Benimse safım insandır, insan olan her yerdir
Sınırları silmiştir benim zihnim
Dilim insancadır, acım, şiirim insanca
İsyanım ve kavgam ve hatta savaşım insancadır
1996 yılında Gaziantep’in Şehitkâmil ilçesinde doğdum. Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ile beraber Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünden mezun olduktan sonra Sosyoloji eğitimime başladım. Psikoloji, felsefe araştırmalarıyla beraber sürekli farklı ülkelerden, farklı görüşlerden insanlarla tanışıp bu bilimlerin gerçek hayattaki yansımasını arayarak geçirdim. Birçok dernek ve kuruluşlarda editörlük, sosyal medya uzmanlığı, iletişim ve tanıtım alanlarında görev yaptım. Şu an Ankara’da devlet memuru olarak çalışmaktayım.
