Kategori: Şiir

4 Mayıs 2024

Umudun Rengi

Şair: Nuseybe KAYA

Saatlerce oturup düşündüm bayım Sadece ölünce mi anlaşılır bir insanın kıymeti Bence sevilmemek insanın en büyük kıyameti Yaşamakla ölmek arasındaki ince çizgideyim Son dördün geldi belki de artık gitmeliyim Umutlarım sarmaşıklara meyilliydi Sahi bayım umudun rengi yeşil miydi? Düşünmek insanın en büyük düşmanı Sahi oturup hiç düşünmeyen kaldı mı? Dertsiz olmayı hayal ettim hep O da yeşil sarmaşıklar gibi sadece hayallerde kaldı Gri bir şehrin […]

1 Mayıs 2024

Umut

Şair: Sinan URHAN

Uzunca bir yolculuktan geldi Heybesinde geç kalmışlığın verdiği mahcubiyet, Biraz da kırılmışlıklar. Yolculuk boyunca pek çok şey götürmüş yol, heybesinden. Mutlulukları çalınmış, gülücükleri solmuş. Yine de ihmal etmemiş yüz yüze oturmayı, Yaraları içinde birikmiş. İnkar etmiş acıyı, yüzünde yapmacık gülümsemeler. Bin düşmüş, bir kalkabilmiş… Düzenbazlığın girdabında, Bir kere düzen bozmamış. Çok defa düzende bozulmuş ama… Uzunca bir hayalden geldi. Yol yorgunu, yolu yorgun. Kıvrıldı karşıma. […]

27 Nisan 2024

Mim

Şair: Lamia MİZAÇ

Çamurdan bir heykel yaptım: Mim. Sonra Daha küçük, daha küçük… Küçülttüm iyice. Dizdim yan yana Mim’leri Vav, baktı kaldı öylece.   Say ki Elim, yüzüm, kalbim, gönlüm Kayıtlı mimde Ve daha ne çok şey saklı içinde. Başını kaldırıp bir baksa Niyetime, Ne der halime?   Yüzünde parıldayan bir şey çarptı gözüme: Mim’in gözyaşları var mıdır sizce? Lamia MİZAÇ

24 Nisan 2024

Kuşluk Vaktiyle Gelen

Şair: Mehtap YILDIZ YETKİNKÖLE

Yağmurun eşsiz sesiyle ürperdim bu sabah, gözlerim yarı açık araftalık hissi… Pencereye vuran her damla bir iz ömrümden, ya kader bilhassa kaza. Kulakları duymayan birine ağıtlar yakmışım, kör bir bedene gökkuşağını anlatmışım gibi. Yahut yürümeyi bilmeyen ayaklara, koşmayı mı öğretiyorum? Kolsuz bedenler hisseder mi, umutlara sarılmanın müthiş yönünü? Koku almasını bilmeyen burun delikleri baharın tadını anlar mı? Ne mümkün! Kalbimi koydum ben de ortaya, Yaradan’ın […]

20 Nisan 2024

“Bir Hesap Alabilir Miyim?”

Şair: Hatice Hazal GÖKÇİMEN

Ey insanlar: duyun, duyurun; unutmayın, unutturmayın beş dakika alacağım var bu hayattan.    Milli Eğitim ‘aslına sadık kalınarak’ kısaltılmamış bir Tarık Buğra hikayesi borçlu bana.    Çok değil, beş dakika alacağım var zamandan.  Gazze’li, Chopin’li sinüs ve kosinüs teoremli hapisli, isyanlı Oxford ve Edinburgh’lu bağlaç olan “de”  ve ek olan “-ki” li Bir beş dakika verin bana.  Bayram yerinden uzak olsun.    Şimdi öyle sakin […]