2 Şubat 2025

Uyur İmsak Vakti Bir Gamsız

Şair: Zehra GÜVEN

Yoruyorsun be kendini Savaşma artık zirveyle Sana layık değil işte Orta sahasın sen Çıkamazsın yuvarlaktan Bellemişler noktanı çoktan Kıyıya kadar iyi yüzüyorsun da Hiç çıkabildin mi karaya? Bastın mı ayağını sıcak kumlara? Dön şimdi tekrar Yüz okyanusta Amman sakın ha, yoruldum demeyesin Battıktan sonrası daha karanlık En azından güneş vuruyor yüzüne Zaten durmayı da bilmezsin de neyse İkimiz de biliyoruz gamsızsın Koyverdin mi dönmezsin Giden […]

30 Ocak 2025

Nâ-Pürüz

Şair: Ferda NAYİR

Bir anne Otuz sene sustu Kusursuz cümleler için Prova yaptı geceleri Vakti geldi mi -Geri çekil, dedi sıra bende Tek nefeste, diziyordu kelimeleri: Serçeler sesinde. Sancısı boşaldı Kovaya damla damla düşen Ilık bir süt gibi, anne sesi Sitemle hücum edecekti Ağır, çivi gibi mıhlanan sözler Duyana dağlarca yük Eğer Bir yerde susmuş bir anne görürsen Saygıyla geç yanından Bil ki içinde defalarca yaşanıyor Yazılanlar ve […]

29 Ocak 2025

Ey Umutlar Şehri Kudüs

Şair: Aliye DAĞ

Sabret bitecek bu çile… Sokaklarda akan kan duracak Gündüzleri güneş ısıtacak içini Geceleri ay aydınlatacak karanlık sokaklarını   Sabret bitecek bu çile… Gözlerinden akan yaş duracak Şehid olan çocuklar yerine melekler gezecek sokaklarında Az kaldı biraz daha dayan Zafer inananlarındır!

27 Ocak 2025

Bir Sabah Gelecek Kardan Aydınlık

Yazar: Nida ALKAN

Ben Yazan Suriyeli küçük bir çocuğum. Yıllarla tahakküm altında kalan ancak artık özgürlüğüne kavuşmuş bir vatanım var. Ben hiç görmedim çünkü annem henüz ilk gençlik çağlarında vatanından Türkiye topraklarına göçmek zorunda kalmış. Henüz bekar bir kadınken yani. Şimdilerde dört evlat emanetçisi. Geçenlerde annemin bir Türk arkadaşıyla konuşurken ki sözleri aklımda: Buraya geldiğimde henüz çocuk denecek yaştaydım. Şimdi çocuklarımla dönüyorum, diye. Evimizde bir bayram havası var. […]

26 Ocak 2025

Kimlik Savaşları

Yazar: Kübra İLERİ

Her şeyin geride kaldığı günün sabahında mehtaba dalıyor acıyla içilmeyi bekleyen su. Birden akıllara geliyor dün ve bugün arasındaki koca uçurum. Donuklaşmış tecrübeler fısıltılar arasında etrafa yayılıyor. Bir mükâfat olmalı bu uçurum kenarında kayalıkların arasında çiçekler açmış olduğu görülünce. Oysa bilinmiyor kayalıkların arasında açan çiçeğin kökleri tutulmuş, kayalıklar aşınınca kökleri de kuruyacak. Kaldırım tozu yutmuş kalpleri kuyularda bekletiyor çaresizlik. Bir ömür geçiyor bu gitgellerle, bilinmiyor […]