Mektup
Dudaklarımın ucunda karanlık bir ölüm acısı. Gidiyorsun sevgili. Dilim… Hapishane parmaklıklarının ardından gökyüzüne seslenmeye çalışır gibi. Sessiz ve çaresiz. Sen gidiyorsun ve ben sana “kal” diyemiyorum. Gönlüm haykırıyor en yüksek desibel ile. Fakat dilimde Meryem sükûtu yaşanmakta. Uzaklaşmakta, kaldırım taşlarında sanat müziği edasıyla salınan ayak seslerin. Ya o saçların! Tanesine şairin gönlünü bağladığı Mihriban’ı kıskandırırdı. Bir de rüzgar değdi mi onlara, akar giderdi ruhum benden. […]
